“DEŞİRİCİYİ SOYMAK”

Salgın hepimize bu dünyada yalnız olmadığımızı, havayı beraber teneffüs ettiğimiz komşularımız ve ekmeğimizi paylaşmamız gereken kardeşlerimiz olduğunu hatırlattı. Hepimiz iyilikte yarışırken hükümet ve farklı görüşteki belediyeler arasında hizmet etmek konusunda ikilikler doğdu..

Ak Parti hükümeti içinin boş mu dolu mu olduğunu bilmediğimiz, afet ve işsizlik fonlarını devreye sokmak yerine halktan hesap numarası istemek suretiyle yeni bir yöntem denedi. Belediyeler ise kanundan kaynaklı bağış toplama yolunu tercih ettiler. Ardından özellikle muhalefet belediyelerinin yasal bağış ve aşevi hesaplarına bloke konuldu. Toplanan paralar tedbirli hale geldi. Ortaya ise haksızlığın ötesinde gülünç bir durum çıktı.

Öyle ki akademik tezlere, makalelere konu olur. Fakat bir öykü ile durumu özetleyelim.

Anadolu’da, hatta güzel Adana’mızın bir köyünde geçtiği bilinen yaşanmış bir öykü vardır.

Köyün birinde yaz günü, öğle vakitleri, kahvehanede oturanlar sanırım boş vakitlerinin çokluğundan, kendi aralarında bir ikileme düşmüşler. Köyde diğerlerine göre nispeten daha varsıl iki kişi varmış. Köyün ileri gelenlerinden..Lafı dinlenir, sözü geçer! Birisi Hüseyin Ağa, diğeri Hasan Ağa..

(İsimlere takılmayalım)

Hüseyin Ağa Halk Partili, Hasan Ağa Adalet Partili imiş. Durum bu ya; köyde ikilik zaman zaman parti yüzünden de olurmuş..Fakat kimsecikler birbirlerine saygıda kusur etmezmiş.

Dönelim kahvehaneye.. Kahvede köylüler bu konuda kendilerine meşgale bulmuş, tartışıyorlarmış. Konu her zamanki gibi;

“Hüseyin Ağa mı daha iyi, daha büyük ağa yoksa Hasan Ağa mı daha iyi, daha büyük ağa?”

Köylü, bir nevi ağalıkları yarıştırıyormuş..

Hepimiz biliriz ki ağalık vermeyle olur. Kim daha cömert ise gerçek ağa odur. Ağanın da eli tutulmaz ya, köylüye muhabbet gerek..

Nitekim köylülerin bir tarafı Hüseyin Ağa’yı savunur, cömertliğinden bahseder, beriyi benzeri önemsemediğini söylerken, diğer köylüler Hasan Ağa’yı övermiş..

Hâl yolu bulamayınca hakem tayin edelim demişler. Konuyu bilmeyen ve yoldan gelecek olan ilk kişiye soralım, o belirlesin diye karar almışlar.

Gün dönmeye doğru ileriden eşek üzerinde bir karaltı görünmüş.. “Hah” demiş köylüler, “Bir karaltı geliyor”

Gele gele kim gelsin! Köyün en hazır cevaplarından, en munzırlarından, sabah erkenden tarlasına giden, suyunu sulayan “Kul Ahmet” miş gelen..

Köylüler Kul Ahmet’ in önüne çıkmış, etrafına toplanmışlar, Kul Ahmet eşeğine “çüşş” demiş durmuş!

Köylülerden biri “Ahmet gardaş, bir konuda tereddüte düştük, seni hakem tayin ettik” demiş.

Kul Ahmet, biraz da kendini önemseyerekten “nedir derdiniz söyleyin bakim” demiş.

Köylü: “Biz karar veremedik gardaş, sen söyle,  Hüseyin Ağa mı essahtan ağa yoksa Hasan Ağa mı essahtan ağa” ?

Kul Ahmet, soru kolay yerden gelmişçesine, “Hıh” demiş, “takıldığınız şeye bak” demiş.

“Elbette Hüseyin Ağa essahtan ağa, diğerinin neresi ağa, muhafazanallah deşiriciyi soyar o Hasan Ağa” demiş ve “Çü” diyerekten eşeğine, yoluna devam etmiş.

Gelelim hesaplara bloke koyma işine..

Cumhuriyet Halk Partili belediyeler yasal yolla bağış toplarken ya da halk deyimi ile deşirirken, Ak Parti hükümeti bu hesaplara bloke koymak suretiyle deşiriciyi soymuş olmuyor mu?

Kim essahtan ağa? Karar Milletin!

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın